SIKÇA SORULAN SORULAR

Zihinsel Engel Nedir?
  • Gelişimsel dönemde ortaya çıkan, uyumlu davranışlarda görülen yetersizliğe ilaveten genel zeka fonksiyonları açısından normalin altında olma durumudur. Bu çocuklarımız gelişim basamaklarını, normal gelişim gösteren akranlarından daha yavaş da olsa takip ederler. Zeka bölümlerine göre farklı derecelendirmeleri vardır. 18 yaştan önceki gelişimsel dönem esnasında gözlenir Hafif (Eğitilebilir) Mental Retardasyon: Zeka bölümü çeşitli zeka ölçekleriyle sürekli olarak 50-69 arasında tespit edilen zihinsel geriliktir. Gelişimleri normal çocuklardan önemli bir faklılık göstermediği için genellikle okula başlayana kadar farkına varılmazlar. “Eğitilebilir” terimi bu gruba giren çocukların okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebileceklerini açıklamaktadır. Eğitilebilir zeka düzeyindeki çocuklar temel akademik beceriler yanında öz bakım becerilerini öğrenebilirler, ileride yetişkinlik çağında bütünüyle yada kısmen geçimlerini sağlayabilecek bir iş becerisi edinebilirler. Özellikleri: Normal yaşıtlarına göre daha geç ve güç öğrenirler. Dikkatleri dağınık ve kısa sürelidir. Kazandıkları bilgileri transfer edemezler, genelleme yapamazlar, ilgileri sık sık değişir. Konuşma bozuklukları oldukça yaygındır. Sosyal kavramları öğrenmede grup etkinliklerine katılma ve kurallarına uymada güçlük çekerler. Kendilerine güvenleri azdır, bağımsız hareket edemezler ve sebatsızdırlar. Yapılacak İşlemler ve Rehberlik: Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından uygulanan bireysel ve grup zeka testleri sonucunda eğitilebilir zeka düzeyinde olduğu tespit edilen öğrenciler, hazırlanan inceleme raporları ile birlikte normal ilkokullar bünyesinde açılan özel eğitim sınıflarına kayıt edilirler. Özel sınıflar, Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünün araştırma ve inceleme sonucuna bağlı olarak yapacağı teklife göre, Valilik Makamının onayı ile açılır ve kapatılır. Eğitilebilir çocukların tespiti ve bu sınıflara yerleştirilmesi Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünce yapılır. Özel eğitim sınıflarında sınıf mevcudu 10’ dan aşağı, 15’ den yukarı olmayacak şekilde oluşturulur. (Öğrencinin özel eğitim sınıfına devam etme imkanı olmadığı takdirde (özel eğitim sınıfı açılmaması) durumunda) bu öğrenciler normal sınıfta kaynaştırma eğitimine alınırlar (Özel eğitim, Rehberlik ve Dayanışma Hizmetleri Genel Müd. 20.04.1988 gün ve 1198 sayılı Bakanlık Genelgesi). Zihinsel engelli çocukların eğitim uygulamaları yönetmeliği madde 80-81’ e göre gerek kaynaştırma, gerekse özel eğitim sınıf öğrencileri sınıf tekrarı yapmaz, mecburi öğrenim çağını dolduran veya 5. Sınıfı okuduğu halde henüz diploma alabilecek seviyeye gelmemiş Eğitilebilir Zihinsel Engelli çocuklar velisinin isteği ve okul idaresinin uygun görmesi halinde 16 yaşının sonuna kadar öğrenimlerine devam ederler. Eğitilebilir zeka düzeyindeki çocukların diplomalarına, özel sınıfta okudu, kaynaştırma programından faydalandığı ibaresi yazılmaz. Orta (öğretilebilir) Derecede Mental Retardasyon: Zeka bölümü çeşitli zeka ölçekleriyle sürekli olarak 35-49 arasında tespit edilen zihinsel geriliktir. Genellikle engelleri okul öncesi dönemlerde fark edilmektedir. Gelişim özellikleri normal çocuklardan önemli farklılıklar göstermektedir. Genel olarak erken tanı ile, ana-baba yardımı ve yeterli eğitim fırsatları ile günlük bakımlarından kısmen bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Özellikleri: Öğretilebilir zeka düzeyindeki çocuklar okul öncesi dönemde iletişim kurmayı öğrenebilirler, genelde ağır düzeyde konuşma bozuklukları ve kendilerini ifade etmede güçlük mevcuttur. Sosyal kuralları öğrenmeleri ve uygulamaları zayıftır. Öğrenmeleri yavaş, kavramlaştırma yetileri çok kısıtlıdır. Ağır Mental Retardasyon: Zeka bölümü 20-34 arasında olan zihinsel geriliktir. Bu çocuklar için tam bir denetim gerekir. Kendilerine bakamaz ve koruyamazlar. Çoğunun ciddi nörolojik bozuklukları vardır. Sıklıkla tıbbi bakıma gereksinimleri olur. Çocukluk dönemlerinde ölüm oranı yüksektir. Çocukluk çağını aştıklarında sürekli bakıma gereksinimleri vardır. Özellikleri: Bu çocuklar okul öncesi dönemde sensori motor (görme işitme gibi duyular) işlevlerde çok az gelişme gösterirler. Bazıları yürümeyi ve ilkel seviyede konuşmayı öğrenebilir. Çok iyi düzeyde eğitim verilirse, kendilerine bakma iletişim kurma becerilerinde hafif bir gelişme olabilir. Ağır mental retardasyonu olan vakalar genellikle ailelerin bakım ve korumasına muhtaç olarak yaşamlarını sürdürmektedirler.

Down Sendromu Nedir?
  •  Down Sendromu diğer adıyla Tirozomi 21, Doğum öncesi Tanı (Prenatal Tanı) kapsamında araştırılması gereken en önemli genetik hastalıklardan birisidir. Down sendromu her ırktan, yaştan ve ekonomik seviyeden insanı etkilemektedir. Başlıca ortaya çıkış nedeni kromozom anormalitesidir ve yaklaşık olarak her 800 ila 1000 doğumdan 1 inde görülebilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde 350,000 in üzerinde insan Down Sendromludur. Normal bir sperm ve kadın yumurta hücresinin döllenmesinden sonra oluşan bebeğin (fetus) toplam kromozom sayısının 46 adet (23 adet anneden +23 adet babadan) olması yerine, kromozom yapımında oluşan hatalar sonucu sayının 47 adet olması Down Sendromu diye adlandırılır. Bazen sperm yada yumurta hücresinde, kromozom yapımında bir hata olur ve spermde yada yumurta hücresinde 21.nolu kromozomdan bir yerine iki adet üretilir. Böylece anormal sperm veya yumurta hücresi 23 adet yerine 24 adet kromozom taşır (21 nolu kromozom iki adet olmak üzere). Anormal sperm yada yumurta hücresinin normal bir sperm yada yumurta hücresi ile döllenmesi sonunda, oluşan bebeğin toplam kromozom sayısı 47 adet (21 nolu kromozomu ise 3 adet) olacaktir. Down sendromuna bu yüzden trizomi 21 denilmektedir. Neden Down sendromu “genetik durum” olarak tanımlanmaktadır? İnsan vücudunun yapı taşı hücrelerdir ve her hücrenin bir merkezi vardır ve bu merkez hücre çekirdeği olarak bilinir ve burada genetik bilgiler depolanmaktadır. Bunlarda genlerdir ki ve kalıtımsal özelliklerimizi içeren bilgileri taşımaktadırlar. Genler bir arada grup oluşturarak çubuk şekilli bir yapı oluşturur buna Kromozom denir, her hücre çekirdeği 23 çift kromozom içerir bunların her bir yarısı anne ve babadan gelen kalıtımsal özellikleri içerir. Down Sendromunda 46 kromozom yerine 47 kromozom vardır, bu ekstra kromozon 21 numaralıdır. Bu fazlalık genetik materyal de Down Sendromu ile sonuçlanmaktadır. %95 Down Sendromu vakasında 21.ci kromozomun 3 kopyası vardır. buna “trisomy 21” denir. Kromozomlar kan ve doku örnekleri üzerinde çalıştırılarak test edilir. Her bir kromozom belirlenir ve işaretlenerek büyükten küçüğe doğru numaralandırılır. Kromozomların bu görüntüsüne Karyotip denir. Bu bebeklerde Down sendromuna %40-50 oraninda yapısal kalp bozuklukları eşlik eder. Olguların %50 sinde işitme ve görme bozuklukları vardır. (katarakt, yakın veya uzağı görememe, şaşılık v.s). Yine bu bebeklerin %10 da barsak anomalleri görülür. Down Sendromlu bebekleri bekleyen problemler nelerdir ? Bu sendrom; doğuştan zeka gelişim bozukluğu, yüzde, kulaklarda yapısal bozukluklar, işitme ve görme bozuklukları yanında yapısal kalp bozuklukları, bağırsak ve böbrek anomalileri ve diğer sağlık problemleri ile bir arada görülür. Tedavisi yoktur.Tek korunma çaresi doğum öncesinde tanı konulması ve gerektiğinde gebeliğin sonlandırılmasıdır. Burada görev Kadın-Doğum Uzmanı, Prenatal Tanı ve Genetik Danışma Merkezi’ ne düşmektedir. Down sendromlu çocuklar nadiren diğer çocuklar gibi yürür, konuşur, kendi başına giyinir ve tuvalet terbiyesi alabilir. Genellikle bunları yaşıtlarından geç olarak yaparlar. Bu çocukların küçük bir kısmı okul öncesi özel eğitim programları ile okuma yazma öğrenebilirler ve normal sınıflara uyum sağlayabilirler. Down Sendromlu Bebeklerde Ne Tip Tıbbi Problemler Görülebilir? Down Sendromlu çocuklarda bazı sağlık problemlerine daha sıklıkla rastlanmaktadır. Doğuştan kalp problemleri, enfeksiyonlara karşı hassasiyet, nefes alma ile ilgili bazı problemler, çocukluk lösemisi de daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bugün artık gelişen tıp dünyası ile buradaki bir çok sağlık problemi tedavi edilebilmektedir. Down Sendromu ile doğan bir insanın tahmini yaşam süresi de yaklaşık 55 yıldır. Down Sendromlu yetişkinlerde ise Alzheimer hastalığına yakalanma riski daha fazladır. Özellikleri: Baş : Başları normal çocuklarla karşılaştırıldığında daha ufaktır. Kısa ve kalın boyun ve düz enselidirler. Saçlar genellikle seyrek ve düzdür. Burun : Yüzleri oval ve yassıdır. Burun kemikleri gelişmemiştir. Burun kemeri genellikle basıktır. Gözler :Gözler dar ve çekiktir. Göz çukurları yumurtabiçimindedir. İris bölümünde açık renkte benekler bulunur. Sıklıkla doğuştan göz bozukluklarına rastlanır. Kulaklar : Kulaklar küçük olabilir. Dış kısmı genellikle kıvrılmıştır. Kulak kanalları dardır. Orta kulak iltihabı yaygındır. Ağız : Ağızları küçük ve dudakları incedir. Dilin normal büyüklükte olmasına rağmen ağız biraz küçük olduğu için dil dışarıdadır. Deri : Bebeklik ve çocukluk dönemi boyunca deri pürüzlüdür. Derileri esneklikten yoksundur. Kolayca gevşer ve sertleşir.

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Nelerdir?
  • Otizm Asperger Sendromu Rett Sendromu Çocukluk Desintigratif Bozuklugu Atipik Otizm OTİZM Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır. Otizmin tipik özellikleri Otistik Bir Çocuk; • Başkalarına karşı ilgisizdir. • Göz temasından kaçınır. • Başkaları ile kendiliğinden iletişim kurmaz. • İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir. • Diğer çocuklarla oynamaz. • Sürekli bir konu üzerinde konuşur. Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur. • Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar. • Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır. • Değişikliklerden hoşlanmaz. • Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz. • Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar. Otistik Çocukların Eğitimlerinde Uygulanan Yöntemler Nelerdir? Otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Ancak uygun bir eğitim yoluyla birey mevcut potansiyelini en iyi düzeyde kullanabilecek duruma gelir. Otizmin temel sorunlarına yönelik ilaçlı bir tedavi söz konusu değildir. Ancak otizme eslik eden pek çok davranış sorununun (hiperaktivite, agresyon vb.) hafifletilmesinde ve düzeltilmesinde ilaç kullanımı faydalı olabilmektedir.Otistik çocukların eğitimlerinde kullanılan belli başlı yöntemler sunlardır:: Davranis Egitimi TEACHH Metodu PECS Görsel Iletisim Sistemi Lovaas: Uygulamali Davranis Analizi Duysal Bütünsellik Terapisi Sosyal Öykülerle Sosyal Beceri Egitimi Sanat Terapisi. Otistik Çocukların Konuşma İle İlgili Problemleri Nelerdir? Otizm temelde bir iletişim problemidir. Yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkan bu problem çocuklarımızın tüm gelişim alanlarında yaşıtlarından farklı bir gelişim göstermelerine yol açar. Otistik çocuklarımız, konuşma gelişiminde de farklı özellikler ve zorluklar yaşarlar. a.Konuşulanları anlamada güçlük yaşarlar. b.Ekolali (yankı konuşması) geliştirebilirler. c.Gramer bozuklukları olabilir. d.Telaffuz güçlükleri yaşanabilir. Otizmin Tedavisi Var Mıdır? Otizm şu andaki bilgi ve yöntemlerle, tamamen tedavi edilecek bir problem değildir. Ancak uygun bir eğitim planı ve bazı durumlarda buna destek olacağı düşünülen ilaç tedavisi ile kişi kendi kapasitesi içinde mümkün olan en üst düzeye gelebilir. Ancak tedaviye başlarken çocuğun hangi noktaya varacağını kestirmek mümkün değildir. Bu yine çocuğun kendi probleminin şiddetine ve gösterdiği semptomların ne şekilde bir araya geldiğine olduğu kadar, aldığı profesyonel desteğin ve eğitimin kalitesine bağlıdır. Otizm ve Zihinsel Gelişim Geriliği Arasında Bir Bağ Var Mıdır? Otizm veya yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış kişilerin içinde %70 gibi bir oranda belirli derecelerde zeka problemi olanlara rastlanmaktadır. Bu tanıyı almış kişilerin yaklaşık %10-15’i normal veya normal üstü bir zekaya sahipken, %25-35’i sınır veya hafif zihinsel gerilik gösteren kısımda yer alır. Bununla beraber, otizm ve yaygın gelişimsel bozukluğun zeka gelişimindeki zayıflıktan çok, kişinin dünya ile ilişki kurma becerilerindeki zayıflığa bağlanabileceği düşünülmektedir. Ancak dünya ile ilişki kurmamak zaman ile kişinin zihinsel becerilerini köreltebilir. Otizmde Hangi Davranış Sorunları Görülebilir? Otistik çocukların günlük yaşamlarını ve toplumsal uyumlarını etkileyen bazı davranış problemleri olabilir. Her çocukta görülmese de belli başlı problem davranışlar şu şekildedir: 1- Hiperaktivite: Özellikle küçük yaştaki otistik çocuklarda aşırı hareketlilik ve dikkat eksikliği görülür. Eğitimle birlikte bu hareketlilik ve dikkat eksikliği zamanla azalır. Ancak bazı çocuklarda bu durum uzun süre devam edebilir. 2- Öfke Nöbetleri (Temper Tantrum): Öfke nöbetleri özellikle küçük yaşlarda daha sık görülür. Bir isteğinin yapılmaması, ortamda istemediği bir durumun oluşması veya bir ritüelinin bozulması ile açığa çıkabilir. Bu öfke nöbetleri bazen bir saat sürebilir ve teskin etmekte güçlükler yaşanabilir. Kararlı ve akılcı davranışlarla öfke nöbetleri önlenebilir veya sıklığı-şiddeti azaltılabilir. 3- Agresyon: Bazı otistiklerde agresyon yani saldırganlık, belirgin bir davranış biçimi olabilir. Bunların bir kısmı tekrarlayıcı hareketlerle karışır, bir kısmı ise yakınlaşma ve ilgilenmenin bozuk ifadeleri olarak gelişebilir. 4- Oto-mütilasyon: Oto-mütilasyon, kendine zarar verici davranıştır ve genellikle ağır zeka sorunu olan ve/veya düşük işlevli otistiklerde görülür. Küçük çocuklarda belirgin olan bu belirti zamanla kaybolur veya azalır; sıklıkla geçicidir. 5- Stereotipi: Tekrarlayıcı hareketlere stereotipi denir. Otistik çocuklarda sık görülür. Zeka düzeyi düşük otistiklerde daha sıktır. Bu davranışlar özellikle sıkıntılı ortamlarda veya çocuk ne yapacağını bilemediği durumlarda artar. Stereotipler yaşla ve eğitimle ortadan kalkabilir. Çocuğun ilgi alanı genişledikçe bu davranışlar azalır. 6- Psikiyatrik Ek Bozukluklar: Otizm başka ruh hastalıklarına yatkınlık sağlar. Depresyon, mani, obsesif kompulsif nöroz, panik atak sık görülür. Bu sorunlar ergenlik çağı ile birlikte daha belirginleşmektedir. 7- Obsesif-Kompulsif Belirtiler, Ritüeller: Bu tip belirtiler oldukça sıktır. Otistikler bir konu ile aşırı ilgilenebilirler. Bir süre sonra ilgilendikleri eşya, kişi, konu ya da eylem değişebilir. Yerine başkaları geçer. 8- Duyu Sorunları: Otizmi olan çocuklar bir veya birkaç duyudan (tat, dokunma, işitme, görme gibi) gelen uyarılara karşı aşırı bir tepki verebilirler veya tepkisiz kalabilirler. 9- Yeme Sorunları: Katı yiyecekleri reddedebilirler, çiğnemezler, çok seçici yiyebilirler, nadiren aşırı yiyebilirler. Yararlı yiyecekler yerine çerez, cips gibi şeylere bayılırlar. Tat konusundaki hassasiyetleri o kadar fazladır ki içtikleri suya veya yedikleri gıdaya karıştırılacak en küçük bir maddeyi bile fark ederek yemekten vazgeçebilirler. 10- Uyku Sorunları: Otistiklerde uyku sorunları çok olur. Sık uyanma, uyandıktan sonra durdurulamayan ağlama nöbetleri, geç yatma veya geç kalkma gibi sorunlarla karşılaşılır. 11- Cinsel Sorunlar: Otizmde başlıca sorunlardan biri buluğ çağında cinsellikle ilgili yaşanan sorunlardır (Korkmaz, 2003). Otizme Ne Sıklıkla Rastlanır? Türkiye’de bu konuda yapılmış herhangi bir çalışma yoktur. Ancak dünya literatüründe her 10.000 doğumda % 4 görüldüğü ve erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla rastlandığı bilinmektedir. Erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha sık görülmektedir. RETT SENDROMU Rett bozukluğu yalnız kızlarda görülür. En önemli belirtisi normal bir doğum ve ilk beş ay normal gelişimi takiben bebeğin başının büyümesinin giderek yavaşlaması ve kafa çapında küçülmelerin görülmesidir. Rett bozukluğu olan çocuklar, ellerini belli bir amaca yönelik olarak kullanmaktan vazgeçmeleri ve tipik el hareketleri (çamaşır yıkar gibi) ile ayırt edilir. İlk bir yıl içinde sosyal iletişimleri bozulur, daha ileri yaşlarda eğer yürümeye başlamışlarsa yürümeleri de bozulur. Konuşmaları gelişmez veya gecikir. 5-30 aylar arasında gelişimlerinde farklılaşma görülmeye başlar. Okul ortamlarında bu bozukluğu gözlemleme olasılığımız düşüktür. Bireyde zamanla etkileşim, dil ve psiko-motor becerilerinde performans düşüklüğü ilerler. Çevreyle etkileşim kuran, duygu ve düşüncelerini yaşıtlarına göre kısmen de olsa sözel olarak ifade eden, emekleme, ayakta durma veya yürüme becerileri olan birey, sürecin ilerlemesiyle birlikte artık etkileşim kurmaz, konuşmaz ve yürümez hale gelir. ASPERGER SENDROMU Asperger sendromu yaygın gelişimsel bozukluklar grubunda yer almasına rağmen otizm ve rett sendromundan farklılık gösterir. Asperger sendromuna nüfusta rastlanma olasılığı binde birdir. Asperger bozukluğunda sosyal ilişki ve iletişim sorunlarının yanı sıra dar ilgi alanları vardır. Çok sınırlı bir konuda çok derin bilgilere sahip olurlar. Otistiklerden farklı olarak, zamanında konuşmaya başlarlar. Aşırı bilgiçlik ve el becerilerinde özel sorunlar çok tipiktir. Bu çocuklar normal veya üstün zekaya sahiptirler. Mekanik oyuncaklara çok düşkündürler. El-kol hareketleri, mimikler ve vücut dilini kullanma konusunda sorunları vardır. Asperger sendromunda sosyal iletişim ve sınırlı olmakla birlikte derinlemesine ilgi alanları, yineleyici basmakalıp davranış örüntüleri dikkatimizi çekmektedir. Bu bireylerin konuşmalarında bozukluk yoktur. Yaşıtlarına göre beklenilen düzeyde sözel iletişim becerilerini gösterirler. Dikkatimizi çeken bir diğer nokta zekâ ile ilişkilidir. Bu kişiler normal ya da normalüstü zihin düzeyindedir, zihinsel öğrenme yetersizliği yaşamazlar. Bu durumda doğal olarak akranları arasında eğitimlerine devam ederler. Normal sınıf ortamı sosyalleşmelerine de uygun bir zemin oluşmaktadır. Fakat sosyalleşmeyle ilgili yapılandırılmış özel eğitim olmaları gerekmektedir.